Olmazsa Olmazlarıyla Lizbon!

şehirnotları_lizbon

Avrupa kıtasının son durağına, Lizbon’a gitmeye karar verdiniz… Bir “yapmadan dönme” listesine ihtiyacınız olacaktır muhakkak. Lizbon’un ruhunu en iyi tanıyabileceğiniz, kendinizi oralı gibi hissedebileceğiniz öneriler aşağıda. Önce şuradan biletinizi ayırtın, sonra da vakit kaybetmeden planınız yapın derim.

 

Pasteis De Belem

geziko_lizbon

Belem turtası, benim gibi birçok kişi için Lizbon’a gitme sebebi olabilir. İçi sütlü muhallebi, dışı çıtır hamur, tarçın eşliğinde yenen bu tatlıyı Lizbon’un birçok yerinde bulabilirsiniz. Ama en güzeli 1837’den beri Pasteis De Belem’de yapılıyor. Orada nam saldıktan sonra, bizim Kızılkayalar’ın meşhur ıslak hamburgeri misali her yerde yapılmaya başlanmış. Ama en çok rağbet gören ve kapısında her zaman kuyruk olan dükkan burası. Adres: Belem’e, Lizbon’da Praça Do Comercio’dan kalkan trenlere binerek yarım saatte ulaşabilirsiniz.
 

The Palace of Pena 

geziko_lizbon

Google’da Lizbon diye arattığınızda karşınıza ilk çıkan fotoğraflardan biri de, pastel renklerde donatılmış, buram buram romantizm kokan bu büyüleyici kale olur. Burası Lizbon’a 40-50 dakika uzaklıktaki Sintra’nın en meşhur kalelerinden biri. 12. yüzyılda Pena Kraliçesi’ne ithafen yapılmış bir şapelin, 18. yüzyılda Portekiz Kralı Don Fernando II tarafından yeniden inşa edilmesiyle kale günümüzdeki halini alıyor. İçerisi de kalenin dışı kadar büyüleyici. Bir de bahçeleri var ki, zaman zaman ormanda kayboldum hissine kapılsanız da, gezmekten alıkoyamıyorsunuz kendinizi. Kralın botanik bilimine olan merakı, başka kıtalardan yüzlerce çeşit bitki türünü 55 hektarlık bir bahçede toplamasına neden olmuş. Hatta öyle ki, bahçede Jurassic Park’ta gördüğümüz, Jura Devri’nden kalma çoklu ve ince yapraklı bitki türü bile var. Sintra’ya Rossio tren garından kalkan trenlerle ulaşabilirsiniz.  
 

Moorish Castle

geziko_lizbon

Burası da Sintra’daki bir başka büyüleyici durak. 10. yüzyılda Müslümanlar tarafından askeri amaçlarla, Atlantik kıyılarını ve bölgenin kuzeyini tepeden kontrol edebilmek için inşa edilmiş olan kale, bugün turistlerin rağbet ettiği yerler arasında. Envai çeşit bitkinin olduğu, dev bir ormanlık alanın tepesine kurulu olan kale, uzun surlar ve üç kule ile çevrili. Her kuleye ulaştığınızda, biraz daha yükseğe çıkmış oluyorsunuz. Sonuncusu ise Portekiz’in en tepe noktası. 
 

Quinta da Regaleira

geziko_lizbon

Burası soylu bir Portekiz ailenin yazlık rezidansı. Bir yazlık olarak sinir bozucu güzellikte olan Quinta de Regaliera’nın bahçesinde labirentler, kuleler, havuzlar, çeşmeler ve bir de şelale var. Gezinirken sakın kendi yazlık deneyimlerinizi düşünüp canınızı sıkmayın. Zira anormal güzellikte olan bir yer olduğu için, kıyaslama kabul etmesi de mümkün değil. Sintra’ya gittiğinizde trene yetişme derdi, vakit azlığı gibi sebeplerden dolayı sık atlanan bir yer burası. Ama benden size tavsiye, sakın görmeden dönmeyin.
 
 

Alfama sokakları

geziko_lizbon

Alfama, Lizbon’un en tarihi bölgelerinden biri. Fado’nun doğduğu yer burası. En güzel fado restoranlarını, en eski evleri, en renkli sokakları burada görebilirsiniz. Sokak sokak dolanmak ve fotoğraf çekmek için biçilmiş kaftan. Alfama eski mahallelerden oluştuğu için buraya metro ile ulaşım yok. 28 numaralı meşhur sarı tramvay ile Lizbon’a gidebilirsiniz. Dolaşmaktan yorulduğunuzda, harika bir sangria ve bruschetta molası için Madrosa d’Alfama’ya uğrayın derim. 
 

Cascais sahilleri

geziko_lizbon

Lizbon’a eğer yazın giderseniz, bir gününüzü bir sahil kasabası olan Cascais’e ayırmanızı öneririm. Burada Atlas Okyanusu’na kıyılarından denize girmek ve hatta bilenler için surf yapmak mümkün. Şirin dükkanları, Kaş’ı andıran sokakları var. Cascais’in bir özelliği de, Boca do Inferno gibi turistik bir bölgeye sahip olması. Burası Atlas Okyanusu’nun azgın dalgalarının kayaları şekillendirdiği enteresan bir doğal güzellik. Cascais merkezinden Boca do Inferno’ya yürüyerek yarım saatte gidebilirsiniz. Sahil şeridini yürüyerek görmeniz ve yol üzerinde zamanında Portekiz devlet adamlarının konaklaması için yapılmış Tower of Sao Sebastio’yu görmeniz şiddetle tavsiye edilir.
 

Ginjinha Sem Rival

geziko_lizbon

Likör seviyorsanız eğer, burası Lizbon’da ilk gitmeniz gereken yerlerden. Rossio bölgesinde küçük şirin bir dükkan olan Ginjinha Sem Rival, vişne likörleriyle meşhur. Akşamları dükkanın önünde keyifli bir kalabalık toplanıyor, minik plastik bardaklarda likörlerini alıp sohbete dalıyorlar. Bir anlamda geceye başlamak ya da sonlandırmak için en iyi nokta da diyebiliriz burası için. Likörlerden yanınızda götürmek isterseniz, 5 euro’dan başlayan fiyatlarla satılan sevimli şişelerden satın alabilirsiniz. 
 

Cabo do Roca

geziko_lizbon

Burası Avrupa kıtasının en uç noktası. Lizbon’a kadar gelmişken, kıtanın en ucuna da görmek için planlara eklenebilecek turistik bir yer. Kayalıklar, deniz feneri ve Avrupa’nın en uç noktasındasınız yazılı bir tabela mevcut. Burada bir yerleşim yok, yalnızca belirli aralıklarla kalkan otobüslerle ulaşabiliyorsunuz. Sintra’dan 417 numaralı otobüslerle gitmek mümkün. Son otobüs saat 19.00 civarında.
 

The Jerónimos Monastery

geziko_lizbon

Burası Belem’in en önemli tarihi duraklarından biri. Portekiz denizcilik tarihinde rolü büyük olan Lizbon’un ünlü denizcilerinin lahitleri, hikayeleri, o günlerden kalan eşyalar ve bir de kilise bulunuyor içeride. Kiliseye ücretsiz girebiliyorsunuz, müze alanına giriş 10 euro civarında. Neo-gothic mimarinin önemli bir örneği olan bu müze, Belem’de zaman ayırmaya değer yerler arasında.
 

Fado

geziko_lizbon

Portekiz kültürünün en önemli parçalarından biri Fado. 19. yüzyıldan günümüze taşınan bir halk müziği türü olan Fado, Portekiz kadınlarının kocalarını ya da sevgililerini denize uğurladıktan sonra, arkalarından söyledikleri hüzünlü şarkılar ya da yaktıkları ağıtlardan oluşuyor. Fado’nun doğduğu yer, Lizbon’un en eski yerleşim bölgesi olan Alfama. Bugün en iyi Fado restoranları Alfama’da olsa da, siz tüm şehirde Fado söylenen yerler bulabilirsiniz.
 

Barrio Alto geceleri

geziko_lizbon

Lizbon’un Barrio Alto bölgesi, gece kulüpleri, barları ve dar sokaklardaki eğlenceli restoranlarıyla meşhur. Burada ucuza bol bol güzel kokteyller içebilir, sıra sıra tüm mekanları gezinerek eğlenebilirsiniz. 3-4 euro’ya kocaman bardaklarda doya doya Mojito ve bir Brezilya kokteyli olan Camparinha içebileceğiniz nadir yerlerden.
 

Gulbenkian Foundation

geziko_lizbon

Üsküdar doğumlu Ermeni bir iş adamı olan Kalust Sarkis Gulbenkian’ın sahip olduğu büyüleyici sanat koleksiyonunun sergilendiği müze burası. Koleksiyonda İznik çinisinden, antik Yunan dönemi heykellerine çok farklı dönemlerden eserler yer alıyor. Müzenin bulunduğu alanda ayrıca bir modern sanat müzesi ve devasa bir bahçe yer alıyor. Gulbenkian’ın zamanında Türkiye’ye bağışlamayı teklif ettiği fakat sonra bir şekilde Portekiz’de bir müze çatısı altında toplanmayı başarmış bu seçkin koleksiyonu görmenizi öneririm.  
 

Castelo de S. Jorge

geziko_lizbon

Burası şehrin en üst noktasında, Lizbon’da farklı dönemlerde askeri amaçlarla kullanılmış olan bir kale. İçeride yapılan kazılardan çıkan tarihi eserlerin sergilendiği bir galeri de bulunuyor. Kalenin manzarası çok güzel. Buradan tüm şehri panoramik olarak görmenizi ve fırsatınız olursa burada şarap eşliğinde gün batımını izlemenizi öneririm.
 

Coimbra Taberna

geziko_lizbon

Çok iyi yemek ve servis alabileceğiniz başarılı bir Fado restoranı burası. Fiyatlar da sunulan hizmete kıyasla oldukça uygun. Eğer deniz mahsülleri seviyorsanız burada ahtapot yiyebilirsiniz. Etoburlar için ise önerim kırmızı şarapla güveçte pişirilmiş keçi eti. Adres: Calçade de Sao Francisco 6A, 1200-412 Lisboa.
 

Loja Das Conservas

geziko_lizbon

Lizbon bir denizcilik şehri demiştim. Milli yiyeceği ise haliyle balık, özellikle de sardalya. Her yerde enteresan tasarımlara sahip konserve sardalya kutuları bulmanız mümkün. Fakat siz en güzel ve en uygun fiyatlı çeşitler için Loja Das Conservas’a uğrayın derim. Adres: 1200 182, Rua do Arsenal 130, Lisboa, Portugal 
 

 

Bu Konu Hakkında Söyleyecekleri Olanlara...