HUZUR, SESSİZLİK ve DOĞA; KALEKÖY – SİMENA

Egzoz dumanlarından, araba kornalarından, şehir içindeki koşuşturmadan ve belki de hayattan yorulanlar, sıkılanlar için harika bir kaçış noktası Kaleköy. Akdeniz bölgesinin güzide şehri Antalya’nın Kaş İlçesi sınırları içerisinde yer alan, günümüz adıyla Kaleköy olarak anılan Simena muhteşem bir güzelliğe sahip. Kaleköy’e gidebilmek için öncelikle Üçağız Köyü’ne ulaşmalısınız.  Üçağız’a giden yol, hafif virajlı ve denize doğru ilerleyen bir yol. Dolayısıyla muhteşem bir manzara eşliğinde yolculuk edeceksiniz. Belki bizim de yaptığımız gibi, zaman zaman arabanızı kenara çekip manzaranın fotoğrafını çekmek ve bu muhteşem görüntüyü evinize götürmek isteyeceksiniz.

kalekoy-1

Üçağız Köyü’nde arabanızı park ettikten sonra, sıra gelecek rezervasyonunuzu yaptığınız otel, motel ya da pansiyon ile iletişim kurmaya. Kaleköy’e araçla gidilecek yol olmadığından dolayı, araç ile belli bir yere kadar ulaşıp, sonrasında  10-20 dakika arasında zevkli bir deniz yolculuğu ile Kaleköy’e ulaşabiliyorsunuz. Kaleköy’de araç seslerinden uzak, kuş cıvıltıları ve deniz sesinin olduğu muhteşem bir doğa sizleri bekliyor. Kalacağınız yeri önceden ayarladıysanız, yaklaştığınızda iletişime geçtiğinizde konaklayacağınız yerin yetkilileri gelip sizi oradan alıyor. Üçağız’dan çıkıp deniz üzerinden yola devam ederken, birden Kaleköy’ü görmeye başlıyor ve buranın muhteşemliğine anında kendinizi kaptırıveriyorsunuz. Minicik, sevimli ve doğayla iç içe olan bu köy, size huzur ve sakinlik dolu günler sunacağının sinyallerini daha o ilk görüntüsüyle veriyor.

kalekoy-cicek

Motorlu karayolu taşıtlarıyla ulaşımın olmadığı Kaleköy’e sadece deniz taşıtlarıyla ulaşabiliyorsunuz. Sabahları ya kocaman bir sessizliğe açıyorsunuz gözlerinizi, ya da martı seslerine. Kimi zaman günlük ekmeği getiren teknenin sesi takılıyor kulağınıza, kimi zaman ise turistik amaçla gezmeye gelen turistlerin hayranlık dolu nidaları. Denize doğru uzun uzun baktığınızda, içiniz öyle büyük bir huzurla doluyor ki; “burada sonsuza kadar kalabilirim” hissi kaplıyor içinizi. Buranın tadı yaz kış ayrı güzel.

kalekoy-2

Kaleköy’de gezebileceğiniz ya da keşfedebileceğiniz çok fazla yer yok. Küçük patikalar halinde birbirine bağlanan ve butik otellere dönüştürülmüş evler, sahil kenarındaki lokantalar, Kaleköy’e ismini veren kalesi ve gününüzün çoğunu zevkle değerlendirebileceğiniz denizi.

kalekoy

Her akşam taze tutulmuş balıklarının tadına bakmalı ve mümkünse şefin tavsiyesine uymalısınız derim. Kaleköy nüfusu yaklaşık olarak 100 kişi. Köylülerin yapmış oldukları el işlerini alarak sevdiklerinize hediye olarak götürebilirsiniz. Ada çayı, keçi boynuzu ve kekik de buraya özgü alabileceğiniz ürünler arasında yer alıyor. Buraya geldiğinizde portakal suyu eşliğinde, otlu gözlemelerin tadına bakmanızı tavsiye ediyorum. Eski adıyla Simena’da ilk gözlemleyeceğiniz durum, gündelik yaşam ile tarihi yaşamın iç içe geçmiş olmasıdır. Tepede bulunan kalenin üzerine çıktığınızda, Kekova Adası ve muhteşem koyların büyüleyici güzelliğini izleyebilirsiniz. Burası tamamen turizm, tarım ve balıkçılık ile geçinen şirin bir köy.

kalekoy-3

Simena, antik bir Likya kenti. M.Ö 4. Yüzyıldan günümüze kadar iskan gören stratejik bir nokta olma özelliğini koruyor. En sağlam kalıntı ise, günümüze kadar hala sağlamlığını ve canlılığını koruyan Kaleköy Kalesi. Sahilden yukarıya dik, patika bir yoldan kaleye ulaşılabiliyor. Kaleye çıkarken yolda karşınıza küçük Eksedraya ve İdargus oğlu Mentor’a adandığına dair bir kitabesi olan lahitlere rastlıyorsunuz. Ülkemizde deniz yolu ile ulaşılabilen nadide yerler arasında olan Kaleköy, huzuru arayanların gözde tercihlerinden. Simena Antik Kenti 1. Derece Arkeoloji Sit Alanı olarak tescilli bir bölge konumunda. Kaleye ulaştığınızda ilk gözünüze çarpan kalıntı kayaya oyularak yapılmış  olan 7 oturma sıralı, yaklaşık 300 kişi kapasiteli olan Simela’nın en önemli kalıntıları arasında olan tiyatro. Kaya mezarları, su sarnıçları, kilise ve sonradan camiye çevrilen diğer kalıntıları da burada görmeniz mümkün.

kalekoy-kalesi

Kaleköy aynı zamanda ülkemizde yavaş yavaş popüler olmaya başlayan Antik Likya Yolu üzerinde bulunuyor. Bu nedenle, orada kaldığınız dönemde bölgeyi yürüyerek geçen birçok gezgin ile karşılaşabilirsiniz. Deniz turizmi ilkbahardan sonbahara dek süren Kaleköy’de, Antik Likya Yolu sayesinde, kışın da turizm bu açıdan devam edebiliyor.

Pansiyonların hepsi orada yaşayan halk tarafından işletiliyor ve çoğu evlerini pansiyona dönüştürmüş durumda. Akdeniz insanının sıcaklığını ve samimiyetini Kaleköy’e adım attığınız ilk andan itibaren hissedebiliyorsunuz.

pansiyon-kalekoy

Kaleköy’de sıkça yüzüp, deniz bisikleti kullanabilir ya da kanoya binebilirsiniz. Denizde Akdeniz foklarıyla karşılaşabileceğinizi de şimdiden söyleyebilirim. Burada teknolojik dikkat dağıtıcılardan öylesine uzaklaşıyorsunuz ki doğayla böylesi yakınlaşabilmek kimi zaman sizi bile şaşırtabiliyor. Buraya geldiğinizde deniz kenarında bir cafede oturarak temiz hava eşliğinde kitaplarınızı okuyabilirsiniz. Doğanın sesleriyle çevrilmiş bir halde odaklanacağınız tek şey kitabınızın konusu olabilir.  Ya da  hiçbir şey yapmayıp sadece uzanın, manzarayı seyredin, kendinizi bırakın bakın bakalım size neler hissettirecek.

kalekoy-4

Kaleköy’de ne kadar zaman geçirirseniz geçirin size yetmeyecek ve imkânınız varsa daha fazla kalmak isteyeceksiniz. Umarım bu noktada en az bizim kadar şanslı olur ve boş oda bulabilirsiniz. Ayrılırken sıfırlandığınızı, büyük bir enerjiyle dolup taştığınızı ve bir gün yeniden buraya gelmenin planlarını çoktan yaptığınızı fark edeceksiniz. Kaleköy, işte böyle bir yer; teknolojiden uzak, doğada ve en önemlisi kendinizle olabileceğiniz bu muhteşem cennet köşesinde zaman geçirmek için kendinize mutlaka bir fırsat oluşturun. Size söz, pişman olmayacaksınız. Kaleköy tatiliniz için yerinizi şimdiden ayırın. Keyfin ve huzurun arşına çıkacağınız günlere.

Geziko Beni Antalya'ya Uçur!

Bu Konu Hakkında Söyleyecekleri Olanlara...