Hindistan’ın 5 Harikası

Nasıl ki Heredot’un yaşadığı dönemden (M.Ö. 5.yy) bu yana tartışılan “Dünyanın 7 Harikası”, döneminin en göze çarpan ve insanoğlu tarafından inşa edilmiş yapıtları subjektif bir şekilde listelemişse, Hindistan gibi yıllar boyu farklı kültürleri bir arada tutmayı ve günümüze taşımayı başarmış bir ülkeyi de sadece 5 yapıtla tanıtmaya çalışmak büyük bir hata olur. Fakat yine de Hindistan’a gitmeyi düşünenlere yol göstermesi açısından kolaylık sağlayacağını düşündüğümüz bu liste umarım işinize yarar.

Tac Mahal – Agra

Hindistan denilince haritada nerede olduğunu bile bilmeyen herkesin aklına gelecek ilk yer şüphesiz Tac Mahal’dir. Babür İmparatorluğu hükümdarlarından Şah-ı Cihan’ın, karısı Mümtaz Mahal’in ölümü üzerine, eşine olan sevgisini tüm dünyaya kanıtlamak için yaptırdığı Tac Mahal’in yapımına 1632 yılında başlanmış ve inşası 21 yıl sürmüştür. Bu yapının dönemine göre farklı olmasının nedeni, Şah-ı Cihan’ın, kendinden önce oluşturulan yapıtlarda kullanılan sarı kumtaşı yerine beyaz mermer kullanılmasıdır. Günümüzde Tac Mahal’in içinde yan yana bulunan Şah-ı Cihan ile eşi Mümtaz Mahal’in kabirleri, bir rivayete göre Şah-ı Cihan’ın isteğiyle nehrin iki karşı yakasında (Şah-ı Cihan’in anıtı siyah mermerden yapılmak üzere) birbirini görecek şekilde duracakmış. Fakat Şah-ı Cihan’ı tahttan indiren oğlu Âlemgir tarafından Tac Mahal’in karşısına hapsedilen Şah-ı Cihan’ın kabri de ölümünden sonra karısının yanına alınmıştır.

Harmandir Sahib (Altın Tapınak) – Amritsar

By: Ryan

Halk arasında “Altın Tapınak” olarak adlandırılan Harmandir Sahib, Hindisdistan’ın kuzey bögesinde yaşamış 10 gurunun öğretilerini temel alan Sihizm dininin ana ibadethanesidir. Harmandir Sahib’i ziyaret eden Sihler, bu ziyaretlerinden sonra kendi inanışlarında “Hacı” olmaktadır. Yapımına 1574 yılında başlanan ve zamanla kademe kademe genişletilen Harmandir Sahib, 4 tarafından giriş olan bir bölgedir. Bu bölgenin ortasında ise esas tapınak bulunmaktadır. Eğer şanslı iseniz tapınakta her gün düzenlenen gün batımı, gece, temizlik ve yıkama törenlerinden birine denk gelebilirsiniz.

Elephanta Adası & Gateway of India – Mumbai

“Hindistan’ın Giriş Kapısı” olarak adlandırılan Mumbai’ye bu isim zamanında Hindistan’a sadece denizyolu ile ulaşımın olduğu dönemden kalmıştır. Yine denizyolu ile Hindistan’ı 1911 yılında ziyaret eden İlgiltere Kralı 5. George’un anısına yapılan 26 metre yüksekliğindeki bu yapının hemen yanından Elephanta Adası’na kalkan gemiler bulunmaktadır. Bu adada bulunan heykellerin ne zaman yapıldığı tam olarak belli olmasa da, 500-800 yılları arasında yapıldığı tahmin edilmektedir. Adanın en dikkat çekici özelliği, ufak bir yer olmasına rağmen devasa boyutlardaki Hinduizm dininin tanrılarının heykellerdir. Portekizlilerin adaya gelmesiyle, örneğini çok başka yerlerde de gördüğümüz, talan ve tahrip edilmekten Elephanta Adası da kurtulamamıştır. Çoğu önemli heykel, farklı müzelerde sergilenmektedir.

Chandi Chowk – Delhi

İstanbul denilince akla ilk gelen yerlerin başında çoğu kişi için Taksim ve İstiklal Caddesi’dir. Delhi için de şehrin eski kısmında (Old Delhi) bulunan en işlek cadde olan Chandi Chowk aynı görevi görüyor. Hindistan ile Türkiye’nin veya Delhi ile İstanbul’un nüfus yoğunluğunu kıyaslayarak kaba bir hesapla bile Chandi Chowk için “kalabalık” sıfatının yetersiz kaldığını anlayacaksınız. Caddenin başı ve sonunda bulunan Jama Masjid ve Red Fort da görülmesi gereken yerlerden.

Namgyal Manastırı – Dhramsala

1940-1950’li yıllarda Çin Hükümetinin Tibet’i işgali sonucu 1959 yılında Hindistan’ın daveti üzerine Dhramsala’ya taşınan Dalai Lama’nın da evinin içinde bulunduğu yer olan Namgyal Manastırı farklı bögelerden oluşur. Budizm öğretisinin aktif olarak devam ettiği manastırda büyük Buddha heykellerini görebilirsiniz. Önceden yapılan başvurularla Dalai Lama’nın ziyaretçilerini kabul ettiği yer de aynı manastırın içindedir. Yazının amacı insanoğlu tarafından inşa edilmiş yerleri tanıtmak olduğu ve başlı başına bir şehri anlatmak konsept dışına çıkacağı için Dhramsala’nın en merkezi yerini seçmek zorunda kaldım, fakat Namgyal Manastırı’na ve doğal olarak Dhramsala’ya giderken bir manastırı değil de bir kültürü tanımak için yola çıktığınızı unutmamak gerek.

Bu Konu Hakkında Söyleyecekleri Olanlara...