Endülüs’ün Kalbi: Sevilla

Tanrı’nın kutsadığı ve yücelttiği flamenkonun başkenti Sevilla burası. Müziğin getirdiği ruhun, hayatla birleşip sokaklara taşındığı Endülüs’ün kalbi. Abidin’in mutluluğu çizmiş hali…

Dikkat! Yazının bu bölümden sonraki kısmı aşırı derecede güzellik, tarih, müzik ve yemek içerir.

Yazıyı okumaya başlamadan, sizin için hazırladığım listeyi açın havaya girin!

 

Flamenko Nereye Biz Oraya!

Dünya üzerinde duyguların bu kadar derin ve içtenlikle ifade edildiği başka bir müzik türü var mı bilmiyorum fakat flamenko kesinlikle insanı alıp başka diyarlara götürecek cinsten. Hatta isterse orada tutar geri de getirmez. Şehrin sokakları bile flamenko konusunda size cenneti sunuyorken “bu bana yetmez, Allah’ım daha çok flamenko” diyenler doğruuu Carboneria’ya. Her gün farklı tarzda flamenko gösterisinin yapıldığı bu salaş ve sıcak mekan hayallerinizin de ötesine hizmet edecek. O zaman dans! O zaman vamos!

Renk Renk Kızlar, Yakışıklı Oğlanlar

2403590167_e24b9e5327_z

 

Dünya üzerinde en çok eğlenen, hayatın tadını çıkaranlar İspanyollar iken geçmişi 1847 yılına dayanan Nisan Festivali’nde Sevilla’da olmak gibisi yoktu. Nisan ayı boyunca devam eden festivalde halkın yerel elbiseler ile şehri renklendirmesine, deli gibi eğlendiklerine tanıklık etmek elbette paha biçilemez bir tecrübe.

En Büyüğü mü? Yok Canım, Sevilla’da mı?

Katedral (1)

Konuya girmeden önce nispeten daha çok gezen, daha çok kiliseye/katedrale girip çıkmış arkadaşlarıma sesleniyorum.Evet biliyorum, baydınız. Kilise katedral gezmek sıkıcı gelmeye başladı. Haklısınız da… Fakat burası bayılmanın olumlu kullanılabileceği katedrallerden biri.Avrupa’nın gördüğüm kadarıyla içi en zengin katedrali olmakla beraber, en büyük Gotik yapıdaki Katedral de. Kesinlikle ziyarete değer. Katedral’in önceden cami olduğunu da söyleyelim, bizden çıksın.

La Giralda’nın Yükselişi

IMG_7289

Öyle bir yükseliş ki bu, kuleye tırmanmak için çık babam çık bitmiyor. Çıkınca ise şehre bak bak bitmek bilmiyor… İlk olarak 1198 yılında caminin yapımı sırasında minare olarak yapılan kule, bölgeyi Hristiyanlar’ın ele geçirmesi ile 3 kez daha revizyona gitti. 1568 yılında yapımı tamamlanan ve süslemeli tasarımıyla dikkat çeken bronz rüzgar gülü, La Giralda’ya adını verdi.

Real Alcazar Olmazsa Olmazlarda

Alcazar

Muvahhidler tarafından temeli atılan Real Alcazar, Granada ve Toledo’dan gelen zanaatkarlar tarafından iki yıl içerisinde tamamlandı. Real Alcazar’da yaşamını sürdüren Hristiyan hükümdarların da sarayda kendi izlerini bırakmayı ihmal etmediler. İşlemeleri ve görkemli mimarisiyle bir yandan kendine hayran ederken diğer yandan tanıdık bir mimarinin içinde olduğunuz hissine kapılmadan edemiyorsunuz.Elçiler Salonu’nun sahip olduğu kubbe işin zirvesi. Kral odaları ve müthiş avlularını da görmeden çıkarsanız, boşuna gitmiş olursunuz.

Guadalquivir’i gözetleyen Torro del Oro

Torro del Oro - Guadalquivir

Bir dönemler şehirdeki yaşamın merkezi olan Guadalquivir, 17. yüzyılda alüvyonlar nedeniyle önemini yitirmiş. Savunma anlayışı ve nehirden gelen düşman gemilerini gözlemlemek için kurulan Torro del Oro, şimdilerde ise deniz müzesi olarak kullanılıyor. Expo 92 ile beraber yeniden şaşalı günlerine kavuşan Guadalquivir’in etrafında Sevilla’lılar genellikle spor yapıyor, bizim gibi mangal değil.

Şehrin Derinliklerindeki Triana

IMG_7282

Zamanımızın çoğunu geçirdiğimiz turistik atraksiyonların bulunduğu ve şehrin merkezi olarak geçen Santa Cruz ve El Arenal’i bir kenara koyalım. Elbette bu iki bölgenin önemi büyük fakat rotayı Guadalquivir’in diğer tarafına, yerel halkın daha çok takıldığı Triana’ya çevirmek lazım. Tirana’da ise uğranmadan geçilmeyecek en önemli yer şüphesiz La Anselma.

 

Lezzet Dünyasına Hoşgeldiniz!

IMG_7285

Tapas ve Sangria, tüm İspanya seyahatimin olmazsa olmazı. Size şunu yeyin veya şunu yemeyin demek istemiyorum. Çeşit o kadar fazla olduğu için eminim damak lezzetinize uygun olanı seçeceksiniz ama yiyin. Kiloyu, onu, bunu boşverin. Tapas yiyin. Sangria için. Evet ne yemeniz gerektiğini söylemekten yana değilim ama tapas konusunda Bar Antojo’nun şehrin en iyilerinden birini söylemeden edemeyeceğim.

 

Yeşil Sev, Onu Koru!

Maria Luisa (1)

 

Ülkemizde çok uygulandığı görülen bir söylem değil malum. Avrupa’da gezdiğim onca şehir arasında ise şehir merkezinde bulunan geniş yeşil alanlıklar, nefes demek.En azından benim parktan, bahçeden, ormandan anladığım bu. Parque Maria Luisa da Sevilla’nın en büyük oksijen kalplerinden. Ayrıca selfilerinden en çok havada uçuştuğu bölge, neden anlamadım.

 

Bir Utancın Simgesi: Plaza de Toros de la Maestranza

IMG_7284

Kendi çapımda bir gezgin olarak farklı kültürlere açık olmak zorunda olduğumu kabul ediyor olsam da hayvan katliama her zaman karşıyım.İspanya’nın en eski arenalarından biri olan Maestranza’da boğa güreşi izlediğim için, bu işin bir parçası olduğum için itiraf etmek gerekirse kendimden utanıyorum. Boğaya 10 kişi birden ellerinde farklı aletler ile saldırmak kadar mantıksız bir iş, bir zevk olamaz. Yarısında çıktım, eğer kan görmeye ve adaletsizliğe dayanamıyorsanız gitmenizi önermem. Umarım en kısa sürede bu anlamsız eğlence anlayışı son bulur.

Bu Konu Hakkında Söyleyecekleri Olanlara...