Barselona’yı Yaşatacak 11 Şey

“Hafta sonu Barselona’ya gidelim” diye bir fikrim olmamıştı. Fotoğraf çeken seyyah ruhlu kıza en iyi doğum günü hediyesinin üç günlük bir Barselona seyahati olduğunu düşünmüş arkadaşım. Ancak anladım ki Barselona’da yaşanmaz, Barselona yaşanırmış. Arka sokakları, meydanları ve Akdeniz ruhuyla; ziyaretçilerine kendini yaşatan Katalanların şehirdir burası. Yoğun bir kültür programı yapmadım, sadece şehri yaşamak istedim ve yaşadım…

1) Las Ramblas Caddesini Boylu Boyunca Yürümek

2

 

Burası Barselona’nın İstiklal Caddesi’dir. İstiklal kadar neşeli, İstiklal kadar canlı kanlı bir cadde… Bu cadde üzerinde mağazalardan tutun yerel lezzetlerin tadına bakacağınız sayısız restoran mevcut. Barselona’nın nefis mimari üslubu ve tarzı sizi içine alıverecek. Bu şehir sanatı ve sanat eserleriyle iç içe…

 2)La Boqueria’da Pazarın Nabzını Tutmak

 

1

 

Mercat de La Boqueria, namı diğer Barcelona Pazarı… Envai çeşit şarküteri ürününü, tropikal meyveleri ve en taze sebzeleri bir arada bulabileceğiniz bir yer. Bir yeri anlamak için meydanlar ve pazarlar iyi başlangıç noktaları olsa gerek. Bakmayın turist akınına uğradığına. Pazardaki fiyatlar Türkiye’yle kıyaslandığında ucuz kalıyor. Burası resmen Beyoğlu Balık Pazarı’nı andırıyor. Hatta tapas ve atıştırmalıklar, manavlar derken Kadıköy Balık Pazarı’nı gözlerde canlandırıyor. Elbette çok farklı bir havası var.

3) Congelatos’da Öğle Yemeği

 

3

 

Pazarın hem kalabalığı hem de çeşitliliği adamı yorar. Yüzlerce ses, yüzlerce insan, yüzlerce manzara… Kurt gibi açsanız, pazarın bitişiğindeki Congelatos’ta üzerine çiçek konmuş küçük daire masalara ilişebilirsiniz. Mango soslu karides salatası enfes, ancak doyurucu değil. Yanına domatesli ekmek söylüyorsunuz ancak, kızarmış ekmek yanına kesilmiş yarım domates ve iki diş sarımsak geliyor. Meğer kızarmış çıtır çıtır köy ekmeğine önce sarımsağı sonra domatesi sürüyormuşsunuz. Açlıkta nefis gidiyor. Final için çok lezzetli bir seçenek daha var. Mürekkebine ekmek banılası kalamar… Yanında bira, harika bir öğle yemeğiydi bu.

 

4) Müzisyenlerden, Türk Sanat Müziği Jesti…

3

 

Bu anı özellikle anlatmak isterim. Çünkü Barselona’daki ilk iki saat içinde yaşadığım en garip sahne oldu. Öğlen yemeği sırasında bir grup müzisyen gelir ve birkaç Euro karşılığında güzel şarkılar çalar, masalardaki insanların hoş vakit geçirmesine sebep olur. Ancak fotoğraftaki arkadaşlar olaya “Şimdi uzaklardasın, gönül hicranla doldu”yla başladı. Ve de çok sağlam söylediler…

 

5) Gotik Mahallesi’ni Arşınlamak

 

5

 

Yüzyılımızda yapılmış birkaç yamuk yılık bina göreceğim diye müze kuyruklarına girmek istemedim. Amacım Barselona’nın arka sokaklarına vurmaktı kendimi, öyle de yaptım. Gotik Mahallesini karış karış gezdim. Karşılaştığım manzaralar harikaydı. Sokak müzisyenleri, bisiklet süren gruplar, fotoğraf çekenler, bir köşede sangria içenler, şehri yaşayanlar… Gotizmin dibine vurabileceğiniz bir mahalle işte…

 

6 Cristof Colomb Heykeli’ni Tavaf Etmek

 

6

 

Bazen Amerika keşke keşfedilmeseydi, kıtadaki yerliler huzur içinde yaşasaydık dediğimiz olur.  İyi ya da kötü bugün küreselleştiysek Cristof Colomb’un emeği büyüktür. İspanyollar da bunu düşünüp adına heykel yapmışlar, Port Vell Limanının tam ortasına dikmişler…  Buradan şehrin gotik mimarisinin nadide örneklerini görebilirsiniz.

 

7) Sagrada Familia’yı Ziyaret Etmek

 

920px-Sagfampassion

Barselona’da adını en çok duyacağınız isim Antoni Gaudi, yani şehre kendi üslubunu kazandıran mimar… Bunun en önemli eserlerinden biri de  taşıyan Sagrada Familia. Sakın ola “o kimki” gibi bir laf etmeyin. İspanya’da Art Nouveau akımının öncüsü Katalan kökenli mimardır kendileri… Barselona’nın en ünlü mimari eserlerinin babası… İşteSagrada Familia tüm görkemiyle karşınızda. Bir yer bulmanıza gerek yok, boş bulduğunuz yere çöküp seyre dalın. Elbette içini gezmeyi ihmal etmeyin.

8) Sokak Sanatçılarını İzlemek

8

 

Sanatın sokaklara taştığı hangi şehir sevilmez ki… Sanat, Barselona’da kapalı kapılar ardında ya da lüks kültür merkezlerinde tıkılı kalmıyor. Ressamlar resimlerini sokakta yapıyor, jonglörler mini gösteriler sunuyor, müzisyenler enstrümanlarıyla gezenlere keyifli anlar yaşatıyor, akrobatlar meydanlarda gösteri yapıyor. Bilet alıp gitseniz bu kadar keyifli olmazdı, avuçlarınız patlayıncaya kadar alkışlamayı unutmayın…

 

8-

 

9) Palacio Real Mayor’da Gezinti

9

 

Burası eskiden Kraliyet Sarayı olarak kullanılırmış. Tamam, çok güzel bir yapı ama saraydan çok süslü bir hapishaneyi andırıyor. Ancak oturup izlemek bile çok keyifli, hele ki elinizde üç toplu bir dondurma varsa…

10) Heykelleri Fotoğraflamak

10

 

Eski mimari yapılara entegre edilmiş, söküp müzeye götürmek isteyeceğiniz sayısız heykel var. Her biri de klasik bir estetik ruh taşıyor. Bu heykeller tarihi yapıların ve şehrin bir parçası olmuş. Neredeyse insandan çok heykele rastlıyorsunuz. Bu heykeller ve şehir arasında etkili kompozisyonlar kurabilirsiniz. Heykeller ve yapılar buna çok müsait…

11)  Tapas, Paella Ve Sangria İle Kendinizi Ödüllendirmek

 

4

 

Yemek yemeyi çok seven bir insan olarak açıkça söylüyorum. Şehir iyi, güzel, hoş… Ama tapas, paella ve sangria mükemmel! Tek şikayetim bizdeki meze kültürüne benzeyen atıştırmalık olan tapasların çok lezzetli olup karın doyurmaması… Bu durumda devreye paella giriyor. Tapas ekmek dilimlerinin üzerine malzeme konularak yapıldığı gibi tortilla şeklindeki omletler şeklinde de karşınıza çıkabilir. Genellikle deniz ürünlerinden yapılır. Paella, envayi çeşit deniz ürünü ve pirincin haşlanıp fırınlanmasıyla elde edilen bir başka lezzet. Ama bence masanın baş tacı buram buram vermut kokan sangria… Sangria aşktır, sangria candır…

Our Readers Comments

Bu Konu Hakkında Söyleyecekleri Olanlara...