Ayaküstü Enschede

Kışın 4 yıldır Londra’da yaşayan ve Erasmus için Enschede’ye giden arkadaşlarımla buluşmak için Hollanda’ya gittim. Enschede’yi görmek ve Amsterdam‘ı sevmek için bir şans daha vermek… Her şey çok güzel duruyordu.
Londra’dan gelen arkadaşımla Amsterdam havaalanında buluşup trenle Enschede’ye geçtik. Her şey çok güzel duruyor dediğim için tıkır tıkır çalışan Hollanda treninin yolun ortasında bozulması bizi pek şaşırtmadı. Normalde iki saatte gideceğimiz şehre 5 saatte gitmek ve yollarda fazlasıyla üşümek bile hevesimizi kaçıramadı. Sonunda Ceren’le buluşup kalacağımız yere geçtik. Çok tatlı bir sitede kalacaktık. Genellikle çift katlı evlerden oluşan büyük bir siteydi burası, tabi bizim kalacağımız yer öğrenci evi  olduğu için apartmandaydık ama o bile güzeldi – veya heyecandan o an öyle geliyordu. Yemeğimizi yedikten sonra dışarı çıktık. Bisiklet bulamayız diye Ceren’in iki metrelik arkadaşlarından aldığı bisikletleri kullanmak bizi yeteri kadar zorlarken dondurucu hava eve dönmemizi ister gibiydi.

15 dakikalık bisiklet yolculuğundan sonra Enschede’nin gece kulüplerinin olduğu meydana geldik, Ceren de hemen bizi en sevdiği yere soktu. O sıralar çok popüler olan “Icone pop – I love it” Enschede’nin çoktan favori şarkısı olmuştu bile. Eğlenceli bir geceden sonra güzel(!) bisikletlerimize binip evin yolunu tuttuk.
Gündüz gözüyle Enschede, kültürel olarak çok gezilecek bir şehir değil açıkçası, kafa dinlemek için gelinebilecek bir yer daha ziyade. (Tabii kafa dinlemeye gidilecek başka yer mi yok derseniz, siz de haklısınız.). Amsterdam’ın turistik olmayan hali, bisikletle tur attığın coffee shop’ları ve parkı olan sakin ve ufak bir Amsterdam hatta. Daha kuzeyde olduğu için daha da soğuk olduğu detayını söylemeden geçmiyorum ki olur da yolunuz düşerse beni kötü anmayınız.

Bu Konu Hakkında Söyleyecekleri Olanlara...