Altın Şehir: Prag

Gerçekleşen Bir Rüyadır Prag

“Çok romantik şehirdir” demelerine rağmen yalnız gezmek istedim hayallerimin şehrini… “Sokaklarında Franz Kafka’nın izini süreceğim, Vltava Nehri kıyısında Nazım Hikmet’in Prag şiirlerini okuyacağım, Milan Kundera’nın bu şehri neden terk ettiğine kafa yoracağım” diye gaza gelip, 5 gece 6 gün sürecek olan bir Prag macerasının biletini kestim. Dönüşümün ardından tam iki hafta geçmişken Prag’ı öylece hissiz ve ruhsuz biçimde arkamda bıraktığımı sanıyordum. Ta ki, Karel Köprüsü üzerinden çekilmiş, şehri kucaklayan bir günbatımı fotoğrafı görene dek

Yolumun Üzerindeki Vaclav Meydan

2

Eski şehir Meydanına doğru yürürken yolumun üzerinde olan bu meydan, görkemli ve gösterişli biçimde inşa edilmiş olan Ulusal Müze’ye de sahnedir aynı zamanda. Ortaçağ’da at pazarıymış burası. Ancak 19. Yüzyıl sonrasında kent ticaretinin ana meydanı haline gelmiş. Meydandaki binalar 20. Yüzyılın başlarında inşa edildiği için Çek sanatçılarının, Art Nouveau üslubunu yansıtıyor. Uzun yıllarını Fransa’da geçiren bir arkadaşım bu meydanın Paris’in Şanzelize’sini andırdığını söyledi… Meydandaki Aziz Vaclav heykeli, hareketli caddeden gelip geçeni selamlıyor

Old Town City, Namı Diğer Eski Şehir Meydanı

3.1

Burası Prag’ın kalbidir, ruhudur, her şeyidir… Aslında Ortaçağ’dan beri bir pazar yeri olarak kullanılan, zaman zaman kanlı sahnelerinin yaşandığı ve iktidarların yükselişine ve düşüşüne tanıklık etmesi ile insana biraz ürkütücü aynı zamanda da nefes kesici gelebilen bir yer.  Hele ki 14. Yüzyıldan kalma Meryem Anamız Kilisesi, gotik üslubuyla meydanın en güzel süslerinden biri… Jan Hus Anıtı, Taş Çanlı Ev, Aziz Niklaus Kilisesi bu meydanda görebileceğiniz başka güzelliklerdir.

Astronomik Saate Bakıp Zaman Yolculuğuna Çıkmak

4

Bence Prag’ın en büyüleyici şeyleri arasında bu sıra dışı saat… Ve çağlar öncesinin masalsılığını taşıyor. Yalnız önünde, saat başı çalan ding dong sesini ve saati yapacağı gösteriyi yaz kış demeden bekleyen bir turist kalabalığı bulacaksınız. Güneş saati, ay saati, Josef Manes takvimi, havariler, melek ve bilimler, kibir, açgözlülük, ölüm ve şehvet, horoz, Hanus usta ve kadran saatin en önemli kısımları… Saatlik gösterilerden birini muhakkak izlemelisiniz… Saatteki figürlerin anlamları var, elinde ayna tutan figür kendini beğenmişliği, para kesesi tutan figür açgözlülüğü; iskelet figürü ölümü, elinde mandolin olan figür eğlence düşkünlüğünü temsil eder. Ölümü simgeleyen iskelet, her saat başı elindeki zili çalar ve saatin yapacağı gösteri böylece başlar başlar. İskelet elindeki zili çalarak insanlığa ölümü hatırlatırken diğer figürler ise kafalarını sağa sola sallayarak ölümü reddederler. Efsaneye göre bu saati yapan Hanus Usta, bir daha bu kadar mükemmel bir eser yapamasın diye gözlerine mil çekilerek kör edilmiş.

Karluv Most Yani Karel Köprüsü

5

İdamlara da sahne oldu, sokak müzisyenlerine de, savaşlara da… Köprünün en dikkat çekici tarafı azizleri ve dinsel kişiliklerin betimlendiği 30 heykelle süslenmiş olması… Her bir heykel hikayesiyle insanları adeta içine alıyor. Köprüde sokak müzisyenlerinin keyifli müziklerine eşlik edebilir ve köprü üzerindeki zanaatkarların elinden çıkma aksesuarlardan hediyelikler alabilirsiniz. Ben bir süre bu büyüleyici köprünün üzerinde bir heykelin yanında oturup vanilyalı puro içtim.

Prag Kalesi ve Aziz Vitus Katedrali

6

Heybetiyle adeta mıknatıs gibi beni kendisine çeken kaleye yürümek, yokuş tırmanmak çabuk yorulan insanların gözünde büyüyebilir ancak sokaklar ve binalar o kadar güzel ki… İngiltere konsolosluğuna bakan sokağa kondurulmuş Churchill heykeli dışında her şey güzeldi aslında… Prag Kalesi, Aziz Vitus Katedralinin gösterişli kuleleriyle taçlanmış adeta… Rönesans akımıyla inşa edilmiş kale, şehri kucaklıyor. Aziz George Bazilikası, Beyaz Kule, Rosenberg Sarayı, Kutsal Haç Şapeli gibi önemli yapıları bünyesinde barındırıyor. Aziz Vitus Katedrali, Gotik üslubu ve tüm ihtişamıyla göz dolduruyor. Yapımı 1344 yılında başlayıp çeşitli tarihsel olaylar yüzünden 1929 yılında nihayet bulmuş.

Altın Yolda Yürüyün

289043690_31907d4a6b_b

Prag kalesinin içinde bulunan Golden Lane ya da Zlatá Ulička, tarihi 15. yüzyıla uzana sıra sıra evlerin olduğu küçük bir sokak. Her evin için, dönemi yansıtan kurgular sergileniyor. Altın Yol adını, sokakta önceden bulunan altın ustalarından alıyor.

Binaların Dansını İzleyin

Untitled design (9)

 

Benim oldukça sevimsiz bulduğum yine de zaman içinde Prag’ın en popüler binalarından biri haline gelen Dancing House ya da Fred & Ginger’dan bahsetmeden olmaz.  Vlado Milunić ve Frank Gehry tasarlanan yapının inşaatı 1996 yılında tamamlanmış ve bir kesimin hayli tepkisini toplamış. Prag’da egemen olan Barok, Gotik ve Art Nouveau mimari etkilerine ters düşen tasarımın, şehrine ruhuna uymadığına iddia edenle olmuş. Fakat dönemin başkanı  Václav Havel, projenin büyük bir destekçisi ve hayranı olduğu için pek de dokunulmamış.

Lennon Duvarında Şarkılar Söyleyin

Lennon Duvarı adından da anlaşılabileceği gibi efsanevi grup Beatles’ın, efsanevi üyesi John Lennon’a adanmış bir duvar. 80li yıllardan beri, Lennon’a ait şarkı sözleri ve graffitilerin yazılıp çizildiği bir anıta dönüşen duvar, aynı zamanda Gustáv Husák yönetimine de bir tepki aracı olmuş. Hatta oldukça ironik bir şekilde kendilerine Lennonist diyenler olmuş.

Josefov ve Eski Yahudi Mezarlığını Ziyaret Edin

7

Aslında burası 10. Yüzyıldan itibaren kentte varlığın sürdüren Yahudilerin tarihi tanıklığıdır. Burası Yahudilere ayrılmış az sayıdaki mezarlıktan biri olduğundan mezarlar hep sıkış tepiş… Gotik sanat eserlerini andıran ve sembollerle dolu olan mezar taşlarının en eskisi 1439 yılından kalmış. Mezarlığın son müdavimi 1787 yılında gömüşmüş. Ufacık bir toprak parçasında 200 bin civarında insan gömülü… Prag’da tutucu Hıristiyanlar Yahudilere karşı hiç dost canlısı davranmamış. Hatta 1389 senesinde Hamursuz Bayramını kutlayan ve Eski-Yeni Sinagog’a sığınan 3 bin Yahudi’yi katletmişler.

Kafka’sız Prag, Prag’sız Kafka Olmaz…

8

Dünyanın en büyük yazarlarından biri olan Franz Kafka, mezarından başını kaldırıp baksa, kendi resmi olan bir kitap ayracının 250 Koruna olmasına ne derdi, çok düşünmüşümdür. Her neyse, Kafka’ya bir müze yapmışlar ve onun fotoğraflarını, el yazılarını, günlüklerini sergilemişler. Ne de olsa Kafka’sız bir Prag, Prag’sız bir Kafka düşünülemez. Zaten sokaklarında gezerken bile, şehrin buram buram Kafka koktuğunu hissedeceksiniz.

Kavarna Slavia’da Nazım’ın Hayaletiyle Baş Başa…

9

Bir rüya gibiydi aslında, Nazım Hikmet’in şiirlerinde geçen mekanda onu anmak, onu anlamaya çalışmak, onu düşünerek yudumlamak bir kadeh Çek şarabını… Neredeyse her gün gittim. Duvarında gülümseyen Nazım’ın portresine hasretle, gurbetinin acısıyla ve bir dost görmenin huzuruyla baktım. 1956-58 yıllarında, sürgün yaşadı Prag’da. Sık sık Kavarna Slavia’ya geldi, İstanbul’u özledi…

Hatta şu satırları defterine not düştü:

“Slavya kahvesinde dostum Tavfer’le

Viltava suyuna karşı oturup

Prag şehri yaldızlı bir dumandır…”

 “Prag’da Ne Yenir İçilir” Diye Sorduğunuzu Duyar Gibiyim

10

Gittiğim yerlerde yerel ve yöresel yemeklerden yana tercih yapmaya özen gösteririm. Prag’a ilk adım attığımda yer-yön ve yerleşme derken epey acıkmıştım. Tesadüfen Kafe Slavia’yı karşımda görünce o anki açlığımla patates pancake’ten yana tercih yaptım. Domuz eti dilimleri arasındaki pancake, kavrulmuş lahana ve kızarmış soğan eşliğinde geldi yemeğim. Bu ülkede biranın sudan ucuz olduğunu duymuştum da inanmamıştım. Öyleymiş. Bira tercihim Pilsner Urquell’den yana oldu ama Branik, Staropramen’i denemekten de memnundum. Sabah kahvaltılarımı hostelin verdiği rohliky denen sosis biçimindeki ekmeklerle yapsam da çok güzel köy ekmeklerinin backer ve marketlerde satıldığını görüyordum. Kahvaltılarımın baştacı köy ekmeği, gouda peyniri, tereyağ ve kahveydi…

Kentin milli lezzeti Gulaş, etseverlerin ilgisini çekebilir. Macarların Gulaşı kadar soslu ve baharatlı olmasa da et ve sebze gravy sos içinde yüzer… Yanında “knedliky” denen ekmek toplarından sipariş edebilirsiniz. Kızarmış peynir dilimi de her restoranda bulabilirsiniz. Yemek yemek için kafeler çok ucuz, restoranlar da orta halli bir fiyat biçiyor. Ancak kentte sokak lezzetlerini de bulmak mümkün. Odun ateşinde dönerek pişen tatlı bir ekmek türü olan Tridelnik, Prag’la özdeşleşmiş sokak lezzetlerinden biridir. Dışı çıtır çıtır ve içi yumuşacık olan ve kahveyle mükemmel giden bir tat. Ve sanırım Prag’da en özlediğim şeyler arasında. Karel Köprüsünde Kale tarafına giderken sol tarafta kalan merdivenlerden indiğinizde küçük bir yeme içme pazarı bulacaksınız. Yöresel lezzetlerin bir kısmını burada tadabilir ve biranızı şarabınızı yudumlayabilirsiniz.

Her Yerden Bir Türk Çıkabilir Karşınıza

ana resim

İşin ilginç yanıdır bu. Ama kaldığım 6 gün boyunca 80 kadar Türk’le karşılaştım. Almanya’da bile bu kadar rastlantı yaşamamıştım. İki günü yalnız geçirdikten sonra “Kesin Polonyalıdır bu” dediğim oda arkadaşıma yönelttiğim “nerelisin” sorusuna tokat gibi bir “Turkey” yanıtını aldım. İkinci sorum “çıkıp bir kahve içelim mi?” oldu… Sonrasında bana 30 yıl öncesindeki demir yumruk döneminin Prag’ını anlatan, edebiyat seven ve tarih bilen fıstık gibi bir arkadaşım oldu ve 2015’in Prag’ını birlikte yaşadık. Tatlı sohbetler eşliğiyle…

Our Readers Comments

  1. İZMİR ÇIKIŞLI TURLARINIZ VAR MI?
    VARSA BİLGİLENDİRİR MİSİNİZ?

    • Merhabalar,

      Geziko bir tur şirketi değil 🙂 Uçak bileti ve otel rezervasyonlarınızı sitemizden yapabilirsiniz.

Bu Konu Hakkında Söyleyecekleri Olanlara...